Tiyatro Yeniden, 1987 yılında kurulan Ankara Masal Tiyatrosu’ nun İstanbul’a taşınmasıyla birlikte zorunlu ad değişiminden doğdu. Yani, kuruluşunu 1987 olarak tarihlendirebiliriz..

Kurulduğundan bu güne dek sergilediği oyunlar;

1- Bülbülün Şarkısı 1987 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

2- Doğ Güneşim Doğ 1988 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

4- Mavi Yumurtanın Düşleri 1990 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

5- Bir Varmış İki de Var mıymış? 1992 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

6-La Fonten Hayvanlar Mahkemesinde 1994 Uyarlayan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

7- Güneşi Çalan Adam 1995 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

8- Yalancı Soytarılar 1997 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

9- Çalıntı Düşler ” Gençlik Oyunu” 1997 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

10- Salıncaktaki Kahkaha 2000 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

11- Benim Güzel Pabuçlarım 2003 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

12- Gökyüzü Hepimizin 2004 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

13- Uçan Adam “Uçmak İstiyorum” 2005 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

14- Dünyayı Kurtaran Çocuk 2006 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

15- En güçlü Kim? 2007 Uyarlayan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

16- Sonsuz Gökkuşağı 2007 Uyarlayan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

17- Hepimizin Bahçesi 2007 Uyarlayan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

18- Parmaklarım Konuşuyor

“Her şey elimizde” 2008 Yazan/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

19- Evvel Zaman İçinde 2010 Düzenleyen/ Yöneten: Dersu Yavuz Altun

20- Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler 2010 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

21- Çalıntı Düşler “Gençlik Oyunu” 2010 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

22- Alaadin’in Sihirli Lambası 2011 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

23- Şah Mat Bir Hayat “Gençlik Oyunu” 2012 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

24- Küçük Prens ve Çiçek 2012 Uyarlayan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

25- Sportmen Kral 2013 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

26- Canım Kardeşim 2014 Uyarlayan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

27- Kırmızı Başlıklı Kaz 2014 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

28- En Güçlü Kim? 2015 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

29- Cesur Farecik 2015 Yazan/ Yöneten : Dersu Yavuz Altun

2015- 2016 TİYATRO SEZONUNDA;

Benim Güzel Pabuçlarım- Her Şey Elimizde- Dünyayı Kurtaran Çocuk- Uçmak İstiyorum -Küçük Prens ve Çiçek – Alaadin’in Sihirli Lambası – Sportmen Kral – Kırmızı Başlıklı Kaz- En Güçlü Kim? – Cesur Farecik – Çalıntı Düşler- Şah Mat Bir Hayat – Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler- Üstün Dökmen’le Gülmek Bize Yakışır – Randımansız Ömrüm oyunlarını sergilemektedir..

SANAT YÖNETMENİ DERSU YAVUZ ALTUN VE TİYATRO YENİDEN’İN POETİKASI;

GÜLEN İPEK ABALI’NIN AKADEMİK BİR ÇALIŞMA İÇİN HAZIRLADIĞI SORULARDAN;

Oyun yazmak için ilk adımınız nedir? Yazmaya nasıl başlarsınız? Karakter yaratımı, olay örgüsü, fikir, konu, kurgu, mekan seçimini nasıl oluşturuyorsunuz?

Başlangıçta yalın, küçük, sevimli, kendini oyun oynama davet eden bir fikir, gazete haberi, söz, fotograf, resim, ses “acaba oyun olur mu?” diye bir tümceye evrilirse süreç başlamış oluyor. Heyecan duymak çok önemli, çocuklar oyunu izlerken güzel bir yolculuğa çıksın istiyorum, özleyecekleri bir yolculuğa… Ben de oyun yazarken benzer bir yolculuk arzuluyorum. Hepimizin temelde arzu ettiği şey de bu değil mi zaten; İki kapılı bir handa güzel-anlamlı bir yolculuk… Bizim anlatıcılığımızda en büyük eksiklik bu; Coşkuyla başlamak ama arkasını getirememek. İşte bu noktada akıl devreye giriyor ve dramaturgi, hikaye anlatma bilimi-mühendisliği başlıyor… Oyunu yazmadan önce bir mühendislik çalışması yapıyorum. Kısa bir özet, karakterler-tipler, mekanlar ve omurga.. Asal hikayemizi besleyen yan hikayeler, karakterler bu aşamada çıkıyor. Tabi ki oyunun ete kemiğe büründüğü, görselleştiği mekanlar da bu aşamada oluşuyor. Genelde oyunlarımı kendim sahnelemek için yazdığım için yapım sorunların düşünerek oto-sansür uyguluyorum ve bu oyunlarıma ciddi zarar veriyor. Maraton koşacak birine 100 metre koşturmak gibi bir şey… Hiç bir oyunumun yazımı bitmiyor… Her sahnelediğimde yeniden yazıyorum.. Çocukların oyunla buluşmasından kaynaklanan her şeyi not edip, yeniden yazıyorum oyunu… Bazı oyunlarım ilk hallerinden bir hayli farklı bu yüzden.. Bitmiş , mutlak bir metin yok bence tiyatroda, hatta hayatta..

Eserlerinizi yazarken, sıklıkla kullandığınız, size özel bir yöntem bir metod var mı?

Binayı yapmadan inşaat mühendisi nasıl bir plan yapıyorsa ben de böyle bir planla yazıyorum oyunlarımı.. Ama bilinç akışı benzeri “çalaklavye” yazdığım zamanlarda oluyor. Bazen oyun öyle bir noktaya geliyor ki bu sefer plan yeniden yapılabiliyor.. Aslında net bir yöntemim yok. Ama mühendislik olmazsa olmaz diye düşünüyorum.. Neyi-Niye anlattığınızı unutursan seyirciniz tatsız tuzsuz bir yolculuğa çıkarırsınız. Bir an önce ayrılmak istediği bir yolculuğa..

Yazmakta olduğunuz konuyla ilgili olarak özel bir araştırma ve inceleme safhanız oluyor? Nasıl bir inceleme yapıyorsunuz? (Internet, Alan taraması için okumalar, konuya dair sohbet ya da anket vb.

Konu bunu gerektiriyorsa mutlaka yapılması gerekir. Örneğin “Parmaklarım Konuşuyor” oyunu, çocukları bulaşıcı hastalıklara karşı bilinçlendirmek amacıyla yazılmıştı. Çocuklar o kadar çok korkutuluyor ki, yenilmez zannedilen bir canavar olarak algılanıyor mikroplar.. Oysa aklı ve çabası sayesinde her şeyin üstesinden gelebiliyor insanoğlu…

Çok hassas bir konu olduğu için bu konuda doğru bilgileri vermek gerekiyor.. Bu oyun yazılırken iki tıp profesörü projenin danışmanlığını yapmıştı..

Genelde internet yeterli araştırma yapmak için. Ama özel bir konu ise konunun uzmanlarıyla da görüştüğüm oluyor..

Sizin fikrinize göre, çocuk oyunlarının içeriğinde hangi dramaturjik ve estetik hususlar yer almalıdır?

Yaş grupları önemli ama genel olarak söylersek, yalın bir teması olmalı oyunun.. Yalın bir çatışması… Çocukların neden-sonuç ilişkilerini görebilecekleri , mantıksal bağlantıları kurabilecekleri yalın bir kurgusu olmalı. Basit sözcüğüyle yalın sözcüğü karıştırılmasın bu nokta da; Yalınlık bir anlatıcının ancak ustalık döneminde kazanabileceği bir maharet.. Tipler-Karakterler ruhlarında şeytan olduğu için kötü- birdenbire başlarına taş düştüğü için iyi olmamalı.. Gerçek hayata olduğu gibi davranışların-duyguların nedenleri sonuçları olmalı.. Her şeyi çocuk aklını-zekasını-sınırsızlığını-yaratıcılığın küçümsemeden yapmak gerekiyor… Yoğun yaratıcılık-özen-emek vererek yazmak gerekiyor.. İyi bir oyun çıkarmak için, Yetişkin -Gençlik-Çocuk oyunu yazmak arasında hiç bir fark yok.. Yaratıcılık- Zeka ve Emek..

Yine biz de çokça yapılan bir yanlış; Anne-babaların-öğretmenlerin-büyüklerin mutlu olduğu temalar seçmek ve didaktik bir biçimde çocuğa empoze etmek. Bir oyun; Süt içmenin faydalarından başlayıp, trafikte ne yapmamız gerektiğiyle devam edip, odamızı sürekli temiz ve düzenli tutmanın yararlarından söz ederek, yatmadan önce dişimizi mutlak fırçalamamız gerektiği mesajıyla son bulabiliyor bizde.. Bu arada oyunun adı da “Arı Maya” olabiliyor.. Bu yüzden bir çok oyunumuz , “Bulamaç” .. Büyüklerin mutlu olacağı sloganların serpiştirildiği bulamaçlar… Çocukların düş gücünü harekete geçirecek, onun aklıyla, duygularıyla, hatta mümkünse fiziksel olarak da katılabileceği oyunlar tasarlamak gerekiyor.. Onların heyecan duydukları, birlikte zaman geçirmek için can attıkları oyun arkadaşları olmak gerekiyor, tabii aynı duyguların sahici olarak sizde de bulunması gerekiyor iyi bir oyun yazmak için.. Eğer sen yazarken, oyuncu oynarken, yönetmen reji yaparken inanmıyor ve eğlenmiyorsa, seyirci de inanmaz ve eğlenmez..

Sizce çocuk oyunlarının amacı çocukların iyi vakit geçirmesini sağlamak mıdır yoksa bu oyunlarla bir mesaj mı vermektir?

Keşke sorunuz; Ya da her ikisi de mi? diye bitseydi.. Antik yunandan beri tiyatronun asal işlevi; “Eğlenerek eğitmek..” Birisi diğerini dışlayan kavramlar değil ki.. Hatta biri olmadan diğerinin gerçek anlamda olması mümkün değil..Gerçek anlamda eğlenme, aynı zamanda insanın yaşam deneyimi açısından zenginleşerek, yeni biri olarak , yaşama karşı içten bir güçlenmenin hissedildiği eğlenmedir diyebiliriz. Tersi de doğru, kalıcı bilgi aynı zamanda eğlenilerek öğrenilen bilgidir.. Yalnızca eğlendiren ya da yalnızca eğiten yazarlar tek bacağı olmayan bir dansçı yaratmış olurlar. Asla istediği gibi dans edemeyecek bir dansçı. İyi yazarlar, sanatçılar her ikisini de başarabilmiş olanlardır.. Tabii eğlenceden anladığımız denetimsiz bir biçimde kahkaha atmak olmamalı.. Zor bir matematik problemini çözerken bir akademisyenin duyduğu haz da eşsiz bir eğlence olabilir.. Bir oyun kahramanının sorunu çözerken yaşadığı zihinsel şenlikte bir çocuk tarafından oldukça eğlenceli bulunabilir.. Yine bizde oldukça yanlış bir deyim yerleşmiş durumda , oyunda çokça kahkaha- gürültü vb olmuşsa “Reaksiyon çok iyiydi” denir… Oysa salon dolusu seyircinin sıra dışı bir sessizlik içinde kahramanın çıkmazını paylaştığı andaki “Reaksiyon” çok daha eşsizdir… Söyleyecek, paylaşacak yeni -anlamlı bir sözü olmayan yazar, tiyatro eğlencedir der ve işin içinden çıkar.. Tersine tiyatronun sınırsız olanaklarını kullanarak, seyircinin tüm duygusal-zihinsel yetilerini harekete geçirmeyi başarma yeteneğinden yoksun bir “Vaiz”, aslolan “Vaaz”ımdır der ve işin içinden çıkar. Her ikisi de , rakibiyle aynı koşullarda dövüşmek için O’nu mahzene çekmeye çalışan “Kör” gibidir…

Sizce günümüzde çocuk ve gençlik tiyatrosunun eksikleri nelerdir? Değiştirilmesi, düzelmesi ya da gelişmesi gerektiğine inandığınız noktalar bulunmakta mıdır?

Biz de gençlik tiyatrosu yokken, eksiklerinden söz etmek mümkün değil. Tüccarlar çocukları kandırabiliyorlar ama gençleri kandıramadıkları için Gençlik Tiyatrosu yapmıyorlar. “Sanatçılar” da oldukça zahmetli ve seyirciye nasıl ulaşılacağını bilmedikleri bu yolu hiç tercih etmiyor…

Gençlik oyunu yapıp gişe açan hiç bir grup yok, olsa da ayakta duramaz sanırım.. Okullarda da ancak hamaset üzerine işler yapılırsa , ortaçağ zihniyetinde kalmış eğitimcilerin izinlerine ve desteklerine mazhar olabilirsiniz. Oysa haklı olarak gençlerin en çok nefret ettiği şey hamaset.. Bu yüzden 12 -30 yaş arasında hayatında tiyatro olmayan insan türüne “Gençlik ” deniyor..

Çocuk tiyatrosuna gelince; O alanda da durum pek parlak değil. Özel çocuk tiyatrolarının hemen hepsi, herhangi bir akademik-yaşamsal eğitim almadan, sırf geçinmek- para kazanmak için bu işi yapıyor. Eğitimli-bilgili- yaratıcı “sanatçılar” da bu alanda üretmek için hiç bir heyecan duymuyor… Çocuk Tiyatrosu, düşülünce-çaresiz kalınca yapılan bir iş olarak algılanıyor. Yani “Bilenler Yapmıyor, Yapanlar Bilmiyor “, bu durumdan da kimsenin rahatsız olduğu yok..

Piscator ‘ un; “Kötü seyircinin iyi tiyatrosu olmaz..” saptamasını, bütün trajik boyutlarıyla Çocuk Tiyatrosu yaşıyor. Çocukların gideceği oyuna karar veren anne-baba- müdür-veli-okul aile birliği başkanı vb.. maalesef, sahneye çıkan kumaşın ve suntanın metrekaresine bakıyor. Hiç ilgisi olmasa da, ya da berbat bir biçimde sahneye uyarlansa da “Klasik Bir Masal” ismi çoğu “ilgisiz-Bilgisiz” seçici için yeterli oluyor..

İyinin ödüllendirilmediği, kötünün farkına varılmadığı bir ortamda, anlamlı bir şeyler üretmek oldukça zorlaşıyor..

Velhasıl klasik gaz kanunu; “Hiç bir şey hafiflemeden genişleyemez” bizim sanatsal üretim koşullarımızı belirleyen temel kanun oluyor. Hafifle, hatta bomboş ol ki olabildiğince çok insana , paraya, saygınlığa ulaşabilesin..

Karanlığa küfretmek yerine, mum yakanların sayısı artıkça kurtulacağız bu karanlıktan diye düşünüyorum. Çocuk oyunu yazmakta ve Çocuk Tiyatrosu yapmakta çeyrek yüzyılı aşan bir süredir ısrar ederek payıma düşen mumun sönmemesi için çabalıyorum…

DERSU YAVUZ ALTUN

1987 yılında, Anadolu Sanat Merkezi’nde oyuncu olarak tiyatroya başladı. Tiyatro sevgisinin ağır basması gecikmedi ve tıp öğrenciliğini yarıda bıraktı. 1991 yılında Ankara Masal Tiyatrosu’nun Sanat Yönetmenliğini üstlendi ve oyuncu, yazar, yönetmen olarak tiyatro serüvenini sürdürdü. “ Bülbülün Şarkısı “ 1987 – “ Güneşi Çalan Adam” 1988 – “ Mavi Yumurtanın Düşleri” 1990 “ Bir varmış İki de Var mıymış?” 1992 – “Doğ Güneşim Doğ” 1997 Adlı çocuk oyunlarını yazıp yönetti Ankara Masal Tiyatrosu’nda… 1993’de Ankara Sanat Tiyatrosu’nda ( AST ) çocuk tiyatrosu birim sorumluğuna getirildi. 1997 yılına değin oyuncu, yazar, yönetmen olarak çalıştı AST’ da. “ Rüzgarla Yarışan Tay “ 1994 ( Uyarlama ) -“ Benim Güzel Pabuçlarım” 1996 “ Yalancı Soytarılar ” 1997 – Oyunlarını yazıp yönetti AST’da… DTCF Tiyatro bölümüne girdi. Ziraat Bankası Çocuk Tiyatrosu’nu kurdu ve yazıp yönettiği” La Fonten Hayvanlar Mahkemesinde” (Uyarlama ) , “Yalancı Soytarılar” adlı oyunlarla iki yıl boyunca toplam iki yüz yirmi gösteri gerçekleştirdi. Mamak Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda Sanat Yönetmeni olarak iki yıl görev yaptı. “ Koridor” ve “ Kod Adı Kongo” adlı büyük oyunlarını sahneye koydu. “ Çalıntı Düşler “ adlı gençlik oyununu yazıp yönetti. Assıtej (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği) Yönetim kurulu üyeliğine seçildi ve iki yıl bu görevi sürdürdü. Nestle Çocuk Tiyatrosu’nu kurdu ve “Salıncaktaki Kahkaha” adlı oyunu yazıp yönetti. Çeşitli eğitim kurumlarında drama dersleri verdi, tiyatro gurupları çalıştırdı. Son yıllarda çeşitli tv programlarında yazar-oyuncu-yönetmen yardımcısı olarak çalıştı.

Çocuk Programları; Gizli Bahçe- TRT . Masal Masal İçinde- TRT . Hangisi Doğru.? – TRT . Masal Çiftliği – TRT . Cumartesi Sabahı -TRT . Pazar Bahçesi -TRT . Uzo ile Sazo- TRT . Zamanda Yolculuk -TRT . Kuklalar Tartışıyor -TRT . Çocuklar Yarışıyor – TRT . Dikkat Trafik – TRT .

Yetişkin Dramaları; Kamber Ağa- TRT . Orta Bereket Köyü- TRT .Geçmiş Zaman TV- TRT . Akşama Doğru – Anılar – 40 İlginç anının dramatizasyonu…TRT . Ferhunde Hanım ve Kızları. TRT . Son olarak TRT de yayınlanan “Saksıdaki Ağaç“ adlı 13 bölümlük dizi ile 26 bölümlük “Şapkasından Sihirbaz Çıkaran Tavşan ” adlı SİT-COM’ u yazdı, yönetmen yardımcılığını üstlendi ve oyuncu olarak da görev aldı. Senaryolarını da yazdığı “ Altı Öksüz Sandalye “ , “ Çöpler Cennet Gider mi?” ve ” Avunmak” adlı üç kısa filmi yönetti. “Çöpler Cennete Gider mi?” adlı kısa filmi Orhan Murat Arıburnu Kısa Film Yarışmasında birincilikle ödüllendirildi… Macit Koper, Hüseyin Kuzu ve Mehmet Eryılmaz’ ın da içinde bulunduğu bir jüri tarafından “Karanlık Bir Gün” adlı kısa film senaryosu üçüncülükle ödüllendirildi…

“ Doğ Güneşim Doğ ” adlı oyunu Tobav oyun yazım yarışmasında Övgüye Değer Oyun ödülünü almıştır. “Benim Güzel Pabuçlarım” 75.Yıl T.C. Kültür Bakanlığı oyun yazım yarışmasında Büyük Ödül’e layık görülmüştür… “Çalıntı Düşler” adlı gençlik oyunu hakkında Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Bilimsel Danışma Kurulu tarafından, gençlerin izlemesi için destek kararı alınmıştır
Tiyatro Yeniden’ i kurdu, “Uçan Adam 2005” – “Benim Güzel Pabuçlarım 2006”- “ En Güçlü Kim.? 2007” – “Sonsuz Gökkuşağı 2007” – “Hepimizin Bahçesi 2007 ” “Parmaklarım Konuşuyor 2008” oyunlarını yazdı ve yönetti..
Mayıs 2008 de vizyona giren ” Münferit ” adlı uzun metraj film senaryosunu yazdı – yönetti ve yapımcılığını üstlendi.. “Damdakiler” adlı kukla şov programını projelendirdi, yazdı, yapımcısı ve yönetmenliğini üstlendi- 2009 TRT-TÜRK
Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler adlı TV klasiğini Star Tv ye taşıyarak 93 bölümün yapımcılığını ve yazarlığını üstlendi, skeçleri yönetti..
Yazdığı 15 oyunun üç ciltte basılması için Epsilon yayınevi ile anlaşma yaptı. İlk ciltte bulunan beş oyun “Yaşamı birlikte renklendirmek için çocuk tiyatrosu” başlığı ile çıktı…
ASIITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği ) Yönetim Kurulu Üyeliği
ÇOGED ( Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Derneği ) Yönetim Kurulu Üyeliği ,
OYÇED ( Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği ) Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı.
Şu anda kurucusu olduğu Tiyatro Yeniden ‘in sanat yönetmenliğini yapmaktadır.